Eski Türkçede Gelecek Zaman Eki Nedir? Geleceği Bilen, Ama Komik Olan Bir Yazı
Bir sabah, evde kahvemi yudumlarken birden aklıma geldi: “Eski Türkçede gelecek zaman eki nedir?” Şimdi, bunu sorarken gözümde “Eski Türkçeyi tam bilen adam” prototipi canlandı. Araba sürerken, yıllarca Türkçe dersinden A almış, sınıfın ‘Edebiyat Kurdu’ olan bir arkadaşım vardı. Çocukcağız, birkaç gün önce ‘geçmiş zaman’ ekini yanlış kullandım diye beni neredeyse internetten silecekti. Neyse, dedim ki: “Hadi bakalım, bu konuyu ben de çözeceğim, ama kimseyi ezmeden, hem de biraz espriyle.”
Bunu düşünürken, aklıma Eski Türkçe’de kullanılan gelecek zaman ekinin, aslında bugünkü kadar net olmadığını fark ettim. Yani, hem karmaşık hem de bir o kadar enteresan! O zaman, hadi şimdi yola çıkalım ve Eski Türkçeye dair bu zaman ekinin nasıl çalıştığını biraz mizahi bir şekilde, ama aynı zamanda eğitici bir dille anlatmaya çalışalım. Şimdi, hadi başlayalım, yoksa geçmiş zamanla ilgili eski şikayetlerim patlayacak!
Eski Türkçeye Kısa Bir Yolculuk
Öncelikle, Eski Türkçe dediğimizde neyi kastettiğimi biraz açayım. Eski Türkçe, bilinen ilk yazılı Türkçedir, yani Orhun Yazıtları ve Kutadgu Bilig gibi eserlerde kullanılmış olan dil. Gerçekten de eski, yani o kadar eski ki, bazen o dönemden kalma kelimeler, modern Türkçe’de hiç kullanılmıyor. İnanın, şu anda Orhun Yazıtlarını okuyan biri, “Aha, ben de biliyorum ya bu kelimeleri!” demiyor, çünkü biraz eski! 😅
Şimdi bu Eski Türkçede gelecek zamanı ifade etmek için kullanılan eki inceleyelim. O dönemde gelecek zamanı belirten tek bir belirgin ek yoktu. Ancak, bu bir eksiklik değildi. Aslında, Türkçede zaman, tıpkı eski Türklerin hayatlarında olduğu gibi, çok esnekti. Gelecek zaman eklerini yeri geldiğinde “ecek” ya da “acak” olarak kullandılar. Yani, dilimizdeki “-acak” ekinin geçmişteki versiyonu aslında bu şekilde şekillendi.
Ama, esasında Eski Türkçede gelecek zamanı ifade etmek, bugünkü kadar net ve katı bir kuralla yapılmıyordu. Bir kelimeye o ek gelse de, bazı durumlarda yüklemde gelecek zaman anlamı olmuyordu. Bu yüzden, geçmişi çok derinden düşünürken geleceği görmeye çalışmak da insanı biraz karmaşıklaştırıyor.
Eski Türkçede Gelecek Zaman Eklerinin Kullanımı
O zaman, “Eski Türkçede gelecek zaman eki nedir?” sorusunun cevabına gelelim. Gelecek zaman ekinin “ecek” veya “acak” olduğunun dışında, bazı cümlelerde gelecek zaman, yükleme ve bağlama göre farklı şekillerde de kullanılabiliyordu. Bu, biraz günümüzdeki “olacağım, yapacağım” gibi eklerin kullanımı gibi bir şey. İşte, hemen bir örnekle açıklayalım:
1. “Ecek/Acak” Ekleriyle Yapılan Cümleler:
“Ben bunu yapacağım.” → Bir iş yapacağım, ne yapacağım? Gelecekteki planım bu!
“Sen de geleceksin.” → Ahh, geleceğin bir parçası olacaksın, sana diyorum!
Tabii Eski Türkçede bu ekler biraz daha farklı bir yapıda kullanılıyordu. Hani mesela, “Gideceğim” demek yerine “Gidüleceğim” denebiliyordu. Evet, “gidiş” kelimesi de gayet ciddi bir iş!
2. Kısa, Espirili Bir Diyalog:
Ben: “Yahu, geleceğe dair bir hedefim yok.”
Arkadaşım: “Benim hedefim büyük, yakında Mars’a seyahat edeceğim.”
Ben: “Neden Mars? O kadar zaman harcayıp gitmek yerine İzmir’e gitsen daha kolay olmaz mı?”
Arkadaşım: “İzmir’deki insanlar benden korkuyor! Mars’a daha çok ihtiyacım var.” 🙄
Tabii ki şaka! Mars’a gitmek, Eski Türkçedeki gibi binlerce yıllık mesafelerden sonra olur ama… Bu tarz basit ifadeler aslında Eski Türkçedeki anlamda da kullanılıyordu. Gelecek zaman ekleri, kişinin gelecekteki planlarına dair net bilgi verirken bir başka yandan da belirsizlik oluşturabiliyordu.
Eski Türkçede Gelecek Zaman Ekleriyle İlgili Eğlenceli Bir Gerçek
Eski Türkçeye dair daha fazla araştırma yaparken bir şey fark ettim: Eski Türkler’in dilindeki bu ekler sadece dilbilgisel değil, aynı zamanda kültürel olarak da önemli. Gelecek zaman eki kullanıldığı zaman, o dönemin insanları sadece fiziksel anlamda değil, kültürel anlamda da bir “yolculuk” yapıyordu. Yani Eski Türkçede, bir insanın geleceği anlatılırken bazen tamamen farklı bir ruh hali de belirtilmiş oluyordu. Gelecek zamanla söylenen her şey, aslında kişinin potansiyeline dair ipuçları taşıyordu.
Bugün çok basit görünen bu ekler, Eski Türkçede kültürel bir hazine gibi işlev görüyordu. Bir anlamda “-acak” ekini kullanarak, bir insan gelecekteki başarısını müjdeleyebiliyordu, tıpkı bizim bugünkü “Gelecek yıl dünyayı değiştireceğim!” diyenlerin enerjisi gibi.
Biraz Mizah, Biraz Ciddiyet
Şimdi, gelecek zaman ekinin nasıl işler olduğuna biraz daha mizahi bir açıdan bakalım. Hadi farz edelim, zaman makinesini icat ettik ve geçmişe gittik. Orhun Yazıtları’nı okurken bir Eski Türk yazarla karşılaşıyoruz:
Ben: “Ey büyük yazar, gelecek hakkında neler söylüyorsunuz?”
Eski Türk Yazar: “Bundan 300 yıl sonra, insanlar telefonlarıyla fotoğraf çekecek. Sosyal medya diye bir şey olacak, ama kimse gerçek yaşamı hatırlamayacak.”
Tabii ki, bizim Eski Türk yazar da geleceği tahmin etmiş ama işin içine biraz mizah da katmış! O dönemde, her şey kesinlikle bir farzdan öte değildi. İşte bu, Eski Türkçenin ruhunu anlatıyor. Gelecek, bir “belirsizlik” ve aynı zamanda bir “şaka” gibi algılanıyordu.
Sonuç: Eski Türkçede Gelecek Zaman Ekine Dair Düşünceler
Eski Türkçede gelecek zaman eki, dilin karmaşıklığına ve güzelliğine bir katkı sağlıyordu. “-acak” ve “-ecek” ekleri, sadece dil bilgisi değil, aynı zamanda Eski Türklerin ruhunu da yansıtıyordu. Hani demiştik ya, geleceği tahmin etmek bazen zor olabilir diye… İşte Eski Türkçe, her ne kadar geçmişe ait olsa da, bu dildeki zaman ekleri bugün bile bize önemli dersler veriyor: Belirsizlik, mizah ve hayal gücüyle dolu bir geleceği karşımıza çıkarıyor.
Geleceğe dair yaptığımız tüm bu tahminlerin ardından, Eski Türkçeye “geçmiş zaman” ekini çok da fazla yüklememek gerektiğini bir kez daha anlıyoruz. Bazen, sadece bir “-acak” ekini kullanmak bile, insanın ne kadar ileriye gidebileceğini gösteriyor.