Katmer hangi ülkeye aittir? Kültür, kimlik ve toplumsal eşitlik üzerinden bir bakış
Katmer, ilk bakışta sadece bir tatlı ya da kahvaltılık hamur işi gibi görünür. Ama İstanbul’da yaşayan, sokakta gözlemlerini ciddiye alan biri olarak şunu net söyleyebilirim: Bir yiyeceğin kökeni sorusu çoğu zaman mutfaktan çok daha geniş bir hikâyeye açılır. “Katmer hangi ülkeye aittir?” sorusu da tam olarak böyle bir kapı. Çünkü bu soru sadece gastronomiyle değil, kimlikle, kültürel aidiyetle, toplumsal cinsiyet rolleriyle ve hatta sosyal adaletle iç içe geçiyor.
İstanbul gibi göçün, çeşitliliğin ve sınıf farklarının iç içe geçtiği bir şehirde yaşayınca, basit görünen her sorunun altında katman katman başka hikâyeler olduğunu görüyorsun. Katmer de bunlardan biri.
Katmer hangi ülkeye aittir? Gastronomik kökenin ötesi
Sokakta sık sık duyduğum bir tartışma var: “Katmer Türkiye’ye mi ait, yoksa daha geniş bir Orta Doğu geleneğinin parçası mı?” Bu soru genelde bir sahiplik tartışmasına dönüşüyor ama aslında mesele sahiplik değil, paylaşım meselesi olmalı.
İçimdeki daha analitik taraf şöyle düşünüyor:
“Yemeklerin kesin sınırları olmaz. Göç, ticaret ve kültürel etkileşim yemekleri sürekli dönüştürür.”
Ama içimdeki insan tarafı daha duygusal bir yerden bakıyor:
“Bir yemeği ‘bizim’ yapan şey sadece coğrafya mı, yoksa onu nasıl hatırladığımız mı?”
Katmer bugün özellikle Güneydoğu Anadolu mutfağıyla özdeşleşmiş durumda. Gaziantep, Şanlıurfa ve çevresinde hem tatlı hem kahvaltılık olarak farklı versiyonlarıyla karşımıza çıkıyor. Ama bu onu sadece bir bölgeye hapsetmiyor. Çünkü benzer hamur işleri Orta Doğu ve Orta Asya mutfaklarında da farklı isimler ve tariflerle varlığını sürdürüyor.
Bu yüzden “Katmer hangi ülkeye aittir?” sorusunun tek bir cevabı yok; daha çok bir kültürel harita var.
İstanbul sokaklarında Katmer ve görünmeyen hikâyeler
İstanbul’da sabah işe giderken metrobüste ya da vapurda insanların kahvaltı alışkanlıklarını gözlemlemek bile başlı başına bir sosyoloji dersi gibi. Bir gün yanımda oturan genç bir kadın küçük bir poşetten katmer çıkarıp sessizce yemeye başlamıştı. Başka bir gün bir inşaat işçisinin öğle arasında katmer ve çayla kısa bir mola verdiğini gördüm.
Bu sahneler bana şunu düşündürüyor:
Katmer sadece bir yemek değil, farklı sınıfların, farklı yaşam ritimlerinin kesiştiği bir ortak nokta.
Sınıf ve erişim meselesi
İçimdeki analitik taraf hemen fiyat ve erişim meselesine odaklanıyor:
“Katmer her yerde aynı erişilebilirlikte mi? Yoksa bazı kesimler için lüks, bazıları için gündelik bir besin mi?”
Gerçek şu ki İstanbul’da katmer her semtte aynı anlamı taşımıyor. Bazı yerlerde kahvaltı sofralarının vazgeçilmeziyken, bazı yerlerde özel günlerde tüketilen bir yiyecek haline geliyor. Bu bile tek başına sosyal adalet açısından önemli bir gösterge.
İçimdeki insan tarafı ise başka bir şeye takılıyor:
“Bir yiyecek bile insanlar arasında görünmez sınırlar çiziyor olabilir mi?”
Katmer hangi ülkeye aittir? Kültürel aidiyet ve toplumsal cinsiyet
Mutfak çoğu zaman kadın emeğiyle anılır ama bu emek çoğu zaman görünmez kalır. Katmer de bu görünmezliğin iyi örneklerinden biri.
Geleneksel olarak hamur açmak, ince katmanlar hazırlamak, iç harcı yerleştirmek ve pişirmek ciddi bir emek ister. Anadolu’nun birçok yerinde bu süreç kadınların günlük emeğinin bir parçası olmuştur. Ancak bu emek çoğu zaman “ev işi” olarak görülüp ekonomik ya da kültürel bir değer olarak tam anlamıyla karşılık bulmaz.
Toplu taşımada yanımda konuşan iki kadının sohbeti hâlâ aklımda: biri “annemin yaptığı katmerin tadı hiçbir yerde yok” diyordu, diğeri ise “artık kimse evde uğraşmıyor, hazır alıyoruz” diye ekliyordu.
İçimdeki insan tarafı burada duruyor:
“Bir tarif kaybolduğunda sadece yemek mi kaybolur, yoksa bir kadın emeği hafızası mı silinir?”
İçimdeki analitik taraf ise daha sistematik düşünüyor:
“Eğer üretim evden dışarı çıkıyorsa, bu hem ekonomik dönüşüm hem de toplumsal cinsiyet rollerinin değişimi anlamına gelir.”
Katmer bu açıdan sadece bir yemek değil, ev içi emeğin dönüşümünü de temsil ediyor.
Görünmeyen emek ve sosyal adalet
Sosyal adalet açısından bakıldığında katmer üretimi ve tüketimi üç katmanda okunabilir:
1. Ev içi emek
2. Yerel üretim ve esnaf kültürü
3. Ticari gıda sektörü
Her katmanda farklı bir görünürlük sorunu var. Evde yapılan katmer romantize edilirken, bunu üreten kadınların emeği çoğu zaman “doğal bir beceri” gibi görülüyor. Oysa bu ciddi bir bilgi, deneyim ve zaman gerektiriyor.
İçimdeki insan tarafı burada daha yüksek sesle konuşuyor:
“Emek görünmüyorsa, eşitlik de eksik kalır.”
Katmer hangi ülkeye aittir? Göç, kimlik ve çeşitlilik
İstanbul’un en belirgin özelliklerinden biri göçle şekillenmiş olması. Katmer de bu göç hikâyelerinin içinde dolaşıyor. Güneydoğu’dan, İç Anadolu’dan ya da farklı bölgelerden gelen insanlar kendi tariflerini de beraberinde getiriyor.
Bir gün bir çay ocağında çalışan biriyle konuşmuştum. Gaziantep’ten geldiğini söylemişti ve “katmeri burada satıyorum ama herkes aynı anlamı vermiyor” demişti. Onun için katmer bir kimlik taşıyordu, İstanbul’daki müşteri içinse sadece “güzel bir hamur işi”ydi.
İçimdeki analitik taraf bunu şöyle okuyor:
“Göç, kültürel nesnelerin anlamını çok katmanlı hale getirir.”
İçimdeki insan tarafı ise daha duygusal:
“Bir şeyin anlamı değiştiğinde, onu taşıyan insanların duygusu da değişiyor mu?”
Kültürel sahiplik yerine kültürel paylaşım
“Katmer hangi ülkeye aittir?” sorusu aslında yanlış bir yerden soruluyor olabilir. Çünkü bu tür yemekler tek bir ulusa ait olmaktan çok, bölgesel bir hafızanın parçası.
Katmerin hikâyesi bize şunu gösteriyor:
Mutfak sınırları sabit değildir
Tarifler göç eder
Kültürler birbirini etkiler
Sahiplik yerine etkileşim vardır
İçimdeki analitik taraf bunu bir ağ modeli gibi görüyor:
“Düğümler var, bağlantılar var, sabit merkez yok.”
İçimdeki insan tarafı ise bunu daha basit söylüyor:
“İnsanlar birbirinden öğrenerek yaşıyor.”
Katmer ve gündelik hayat: Sokakta gözlemler
Bir STK çalışanı olarak İstanbul’da en çok dikkat ettiğim şeylerden biri gündelik hayatın içindeki küçük eşitsizlikler. Katmer gibi basit görünen bir şey bile bu eşitsizlikleri görünür kılabiliyor.
Örneğin:
Sabah erken saatlerde çalışan temizlik işçilerinin hızlı ve doyurucu bir şeyler yemesi
Öğrencilerin uygun fiyatlı atıştırmalık arayışı
Kafe kültüründe katmerin “yeniden yorumlanmış” hali
Her biri farklı bir sosyal sınıfa ve yaşam tarzına işaret ediyor.
İçimdeki analitik taraf bunu veri gibi okuyor:
“Gıda tüketimi = sınıfsal davranış göstergesi”
İçimdeki insan tarafı ise daha basit bir şey hissediyor:
“İnsanlar sadece karınlarını doyurmuyor, aynı zamanda günlerini taşıyor.”
Sonuç yerine: Katmer üzerinden daha büyük bir soru
“Katmer hangi ülkeye aittir?” sorusu aslında tek başına bir cevapla kapanacak bir soru değil. Çünkü bu soru bizi daha geniş bir yere götürüyor: kültürlerin nasıl oluştuğuna, kimliklerin nasıl şekillendiğine ve emeğin nasıl görünmez hale gelebildiğine.
Katmer sadece bir yemek değil; sınırların kesin olmadığı, insanların birbirinden öğrendiği, emeğin bazen görünmez kaldığı ama yine de hayatın tam ortasında duran bir kültürel parça.
İçimdeki mühendis son bir cümle kuruyor:
“Hiçbir kültür tek bir düğüm değildir, hepsi bir ağdır.”
İçimdeki insan ise ekliyor:
“Ve o ağın içinde en basit görünen şeyler bile en derin hikâyeleri taşır.”
Umarız “Bir Sivas katmeri kaç kalori” hakkındaki bu rehber işinize yaramıştır. Kaskcenter ailesiyle kalmaya devam edin!
İlgili Yazımız: En büyük kambur balina kaç metre ?