İçeriğe geç

Küresel iklim krizi var mı ?

Sevgili Kaskcenter takipçileri, bugünkü yazımızda “Küresel iklim krizi var mı” konusuna odaklanıyoruz.

Küresel İklim Krizi Var mı? Kayseri’den Bir Gencin Değişen Dünyaya Tanıklığı

Günlüğümde Kalan Soğuk Bir Kış Sabahı

25 yaşındayım ve Kayseri’de yaşıyorum. Çocukluğumdan beri günlük tutuyorum. Bazen bir cümle yazıyorum, bazen sayfalarca içimde birikenleri anlatıyorum. Günlüklerim benim sessiz arkadaşlarım gibi oldu. Kimseye söyleyemediğim korkularımı, küçük mutluluklarımı ve geleceğe dair hayallerimi hep onların sayfalarına bıraktım.

Geçen kış, yine böyle bir sabah uyandığımda penceremin önünde uzun süre durdum. Normalde Kayseri’nin o keskin soğuğunu hissederdim. Çocukken kış geldiğinde yolların karla kaplandığını, çatılardan buzların sarktığını hatırlıyorum. Annem sabahları sobanın yanında çay demler, ben camdan dışarı bakıp kar yağışını izlerdim.

Ama o sabah farklıydı.

Takvim kışı gösteriyordu fakat dışarıdaki hava bana eski kışları hatırlatmıyordu. Günlüğümü açtım ve şu cümleyi yazdım:

“Acaba dünya gerçekten değişiyor mu, yoksa ben mi geçmişi daha güzel hatırlıyorum?”

Bu sorunun cevabını aramaya başladığımda karşıma sürekli aynı konu çıktı: Küresel iklim krizi.

Küçük Bir Değişiklik Sandığım Şey

Uzun süre küresel iklim krizinin uzak ülkelerde yaşanan büyük bir sorun olduğunu düşündüm. Kutup bölgelerindeki buzullar, okyanuslardaki değişimler veya uzak şehirlerdeki aşırı hava olayları bana çok uzakta görünüyordu.

Ama sonra kendi yaşadığım yere bakmaya başladım.

Kayseri’de mevsimlerin değiştiğini fark etmemek mümkün değildi. Yaz aylarında sıcaklıkların ne kadar zorlayıcı hale geldiğini, bazı dönemlerde yağışların ne kadar azaldığını hissediyordum. Eskiden belirli zamanlarda yağan karı beklerken, artık “Bu yıl kar yağacak mı?” diye düşünüyorduk.

Bir akşam babamla balkonda otururken bu konu açıldı. Babam yıllardır aynı mahallede yaşayan biri olduğu için geçmişi çok iyi hatırlıyordu.

“Eskiden bu soğuklar daha sert olurdu” dedi.

Bu cümle beni düşündürdü. Çünkü bazen büyük değişimleri anlamak için bilimsel raporlardan önce kendi evimizin penceresine bakmak yeterli olabiliyor.

O gece günlüğüme şöyle yazdım:

“Belki de iklim krizi, dünyanın başka bir köşesinde başlayan ama sonunda bizim kapımızı çalan sessiz bir misafir.”

Bir Ağacın Yanında Hissettiğim Duygular

Birkaç hafta sonra Kayseri’de yürüyüş yaparken yıllardır gördüğüm bir ağacın yanında durdum. O ağacı daha önce defalarca görmüştüm ama o gün farklı baktım.

Dallarına baktım. Gövdesindeki çizgilere baktım. Yıllardır orada sessizce duran bu ağacın aslında bizimle aynı dünyayı paylaştığını düşündüm.

İçimde garip bir duygu oluştu.

Bir yandan çok üzgündüm. Çünkü insanların doğaya verdiği zararı düşündükçe hayal kırıklığı hissediyordum. Daha fazla tüketmek, daha fazla harcamak ve doğanın kendini yenileyebileceğini sanmak bana artık çok yanlış geliyordu.

Ama aynı anda umut da hissediyordum.

Çünkü o ağacın hâlâ orada olması bana şunu hatırlattı: Her şey bitmiş değil.

İklim krizi gerçeğiyle yüzleşmek, umutsuzluğa kapılmak anlamına gelmiyor. Tam tersine, değişim için harekete geçmek anlamına geliyor.

Küresel İklim Krizi Var mı? Gerçekler Bize Ne Söylüyor?

Bu soruyu kendime defalarca sordum: Küresel iklim krizi var mı?

Cevabım artık çok net: Evet, küresel iklim krizi var.

Bu sadece haberlerde gördüğümüz uzak olaylardan ibaret değil. Dünya genelinde sıcaklıkların artması, buzulların erimesi, kuraklıkların çoğalması, aşırı hava olaylarının daha sık yaşanması gibi birçok değişim iklim sistemimizin baskı altında olduğunu gösteriyor.

Ama benim için bu konu sadece rakamlardan ve grafiklerden oluşmuyor.

Benim için iklim krizi; çocukken oynadığım karlı sokakların azalması, yaz akşamlarında hissedilen farklı sıcaklıklar, gökyüzüne baktığımda geleceği düşünmem demek.

Çünkü dünya sadece üzerinde yaşadığımız bir yer değil. Anılarımızın, hayallerimizin ve sevdiklerimizin bulunduğu tek evimiz.

Kayseri’de Bir Akşam ve İçimdeki Umut

Bir gün yine günlüğümü yazarken dışarıda yağmur başladı. Yağmur sesi bana her zaman huzur verir. Pencerenin yanında oturup uzun süre dışarıyı izledim.

O an düşündüm:

Belki tek başıma dünyayı değiştiremem.

Belki benim yaptığım küçük şeyler büyük sorunların yanında çok önemsiz görünebilir.

Ama sonra fark ettim ki değişimler her zaman küçük adımlarla başlıyor.

Bir ağacı korumak, gereksiz tüketimden kaçınmak, suyu daha dikkatli kullanmak, çevremizdeki insanlarla konuşmak… Bunların hepsi bir anlam taşıyor.

O gece günlüğüme şu cümleyi yazdım:

“Dünyayı kurtarmak için önce ona yeniden değer vermeyi öğrenmemiz gerekiyor.”

Bu cümle bana hâlâ güç veriyor.

Geleceğe Baktığımda Hissettiğim Karışık Duygular

Bazen geleceği düşündüğümde korkuyorum. Özellikle genç biri olarak önümde uzun yıllar olduğunu biliyorum. Nasıl bir dünyada yaşayacağımı, çocuklarım olursa onlara nasıl bir doğa bırakacağımı düşünüyorum.

Bu düşünceler beni zaman zaman çok üzüyor.

Çünkü herkes temiz hava solumayı, suya ulaşmayı ve doğayla iç içe yaşamayı hak ediyor. Bunların gelecekte daha zor hale gelmesi ihtimali beni gerçekten endişelendiriyor.

Ama sadece korkuyla yaşamak istemiyorum.

Çünkü umut olmadan hiçbir mücadele kazanılamaz.

Bugün dünyanın birçok yerinde insanlar iklim değişikliği konusunda daha bilinçli davranmaya çalışıyor. Gençler seslerini duyuruyor, bilim insanları çözüm yolları araştırıyor, birçok kişi doğayı korumak için çaba gösteriyor.

Bu beni heyecanlandırıyor.

Çünkü değişim hâlâ mümkün.

Günlüğümdeki Son Sayfa

Bu yazıyı yazarken yine günlüğüm önümde duruyor. Sayfalarını çevirdiğimde yıllar içinde değişen düşüncelerimi görüyorum.

Eskiden doğayı sadece güzel manzaralar olarak görüyordum. Şimdi ise onun korunması gereken büyük bir değer olduğunu hissediyorum.

Küresel iklim krizi var mı?

Evet, var.

Ama bu sorunun cevabı sadece korku yaratmak için değil. Bizi daha dikkatli, daha bilinçli ve daha duyarlı insanlar olmaya çağırmak için önemli.

Kayseri’de küçük bir evde yaşayan 25 yaşındaki biri olarak bazen dünyanın yükünün çok büyük olduğunu düşünüyorum. Fakat sonra o eski ağacı hatırlıyorum. Yıllardır orada duran, her mevsime rağmen yaşamaya devam eden o ağacı…

Bana şunu öğretiyor:

Değişim zaman ister ama imkânsız değildir.

Belki geleceği tamamen değiştiremeyiz. Ama bugün attığımız küçük adımlarla yarının hikâyesini yazabiliriz.

Ve ben kendi hikâyemde, doğaya sırtını dönen biri olmak istemiyorum.

Ben, yaşadığım dünyaya sahip çıkan biri olmak istiyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://organiksigorta.com https://duce.com.tr https://cog.com.tr Sitemap
grandoperabet resmi sitesitulipbetgiris.org