İçeriğe geç

Kıyamete yakın döneme ne denir ?

Kıyamete Yakın Döneme Ne Denir? Bir Sonraki Adım

İçimdeki boşluğu doldurmaya çalışırken, hayat bana bir kez daha, aslında en çok unuttuğum şeyin ne olduğunu hatırlatıyordu. Kayseri’nin sokaklarında yürürken, önümdeki manzara tamamen kaybolmuştu. Beyazdan bir hüzün vardı her şeyin üzerinde, gün batmak üzereydi ve bir an, sanki gökyüzü her şeyin sonunu ilan ediyordu. Bunu daha önce hiç hissetmemiştim. Ya da belki de ilk defa bu kadar net bir şekilde hissetmiştim. Her şeyin sona yaklaştığı bir dönemdeyim, ama aslında ne olduğunu tam olarak anlayamıyordum. “Kıyamete yakın döneme ne denir?” sorusu, bir şekilde dilimden düşüyordu. Hep aklımda, ama ne anlam taşıdığını tam olarak bilmiyorum.

“Sonsuza Kadar Her Şey Sonlanmış Gibi”

Geçen hafta bir arkadaşım, hayatında belki de ilk kez gerçekten derin bir sorgulamaya girdi. “Her şeyin bir sonu var mı?” diye sormuştu bana. O an, bu sorunun ne kadar güçlü olduğunu fark ettim. Kendimce, hayatımda her şeyin başlangıcı ve bitişi üzerine bolca düşünmüştüm, ama bunun bir cevabı yoktu. Birçok zaman, kıyamet anı gibi bir şeyin gerçekleştiğini düşünmüştüm. Hani o büyük değişim, her şeyin bittiği ama bir şeylerin başladığı an. Ama düşündüm, acaba gerçek kıyamet anı neydi? Ya da kıyamete yakın döneme ne denirdi?

Bunu bana hissettiren şey, kaybolmuş bir umut muydu? Ya da beklediğim şeyin hiç gelmeyecek olduğunu anlamak mı? Sonra bir gün, bir kafede arkadaşım bana, “Bir şeylerin sonuna geliyorsun,” dedi. İşte o an kafamda bir şeylerin patlayacağını, her şeyin gideceğini hissettim. O an bir gerçeklik çarpılması oldu. Hayatın sonunda, belki de kıyamete yakın döneme adım attım.

Kıyamet Öncesi Zihnimde Bir Fırtına

Kıyamet kelimesi bana hep korku ve belirsizlik getirmiştir. İnsanlık tarihinin en büyük sonunu, bir tür felaketi, toplumsal çöküşü simgeler. Ama bu kavramı, sadece doğal felaketlerle değil, bir insanın hayatında hissettiği, tüm her şeyin sona erdiği anlarla da ilişkilendiriyorum. Kayseri’nin karanlık sokaklarında yürürken, o an içimde bir kıyamet dönemi başlamıştı. Kendimi kaybetmiş, yaşamımı sorgulamaya başlamıştım.

Önümdeki dükkânlarda aydınlatmalar yanıyor, dışarıda kalabalık var ama ben boşluk içindeyim. Hiçbir şeyim yok gibi. Sanki bu dünyanın sonuna yaklaşıyoruz ve ben de bir yolculuğa çıkıyorum. O zaman aklıma geldi: Kıyamete yakın döneme ne denir? Kıyamet, bence son değil. Kıyamet, bir başlangıçtır. Hem bir son hem de bir başlangıç. İnsanlar, bir şeylerin sona erdiğini düşündüklerinde, genellikle bir boşluk hissederler. Oysa belki de, her şeyin bittiği an, her şeyin başladığı andır.

Kaybolan İhtimallerin Ardında

Bir sabah uyandığımda, her şeyin geçmiş gibi olduğunu düşündüm. Her şeyin bittiği, geçmişin anılarına karıştığı bir döneme adım atmıştım. O kadar büyük bir yalnızlık vardı ki, her şeyin bittiğini düşündüm. Her şey, her an, belki de gözlerimin önünde yavaşça kayboluyordu. Ama şunu fark ettim: Kıyamet, sadece bir başlangıçtır. O gün, gerçekten “kıyamete yakın dönemde” olduğumu hissettim. O kadar derin bir boşluk vardı ki, içimdeki duyguları kelimelere dökemiyordum. Bir an, her şeyin sona erdiğini düşündüm. Ama sonra aklıma geldi: “Sona yaklaşırken, bir şeyler doğuyor.”

O an, en zor zamanımda bile bir umut kırıntısı bulduğumda, kıyamet dönemi sadece bir noktaya kadar gerçekten sona ermişti. Bir şeyler kaybolmuştu ama başka bir şeyin doğmak üzere olduğunu hissettim. Bu his, bir kıyametin başlangıcı gibi değil miydi? Gerçekten bir şeyler sona erdiğinde, o şeyin yerine başka bir şey doğar. Hani bir bitişin arkasında bir başlangıç vardır ya, belki de kıyamet dönemi, hayatta yeniden doğmanın habercisidir.

Kıyamet Öncesi Bir Yıldız Gibi Parlamak

Bazen insanın hayatında, kıyamet öncesinde olduğu gibi bir karanlık dönem yaşanır. Bu, tıpkı gün batımı gibi. Gecenin karanlığı yaklaşırken, biz insanlar o karanlıkta kayboluruz. Kaybolduğum anlardan birinde, geceyi beklerken gökyüzünde bir yıldız parladı. O yıldız bana şunu hatırlattı: “Hiçbir şey yoksa, hiçbir şey yok değildir.” Kıyamet, belki de bir son değildir. Bir yıldızın ışığı gibidir, karanlıkta kaybolmuşken bile o ışık bir umut bırakır. Kıyamete yakın dönemde, her şeyin kaybolmuş gibi olduğu anlarda, belki de içimizdeki ışığı keşfederiz.

Bursa’da, geçen hafta bir parktaydım. Havanın soğuk olmasına rağmen içimde bir sıcaklık vardı. Geceyi izlerken düşündüm: “Burası, kıyametin başlangıcı mı?” Gerçekten hayatımı bir tür “son”a mı yaklaştırıyordum? O an, hem kaybolmuş hissettim hem de sanki her şeyin başlangıcına daha yakın olduğumu. Bir şeylerin sona ermesi, bir şeylerin başladığının bir göstergesi olabilirdi. Kendimi bulduğum anı hatırladım: Yıldızlar her zaman orada olacaktı, belki karanlık zamanlarda onlara bakarak güç alacaktım.

Sonuç Olarak: Kıyamet ve Sonrası

Bütün bunları düşündükçe şunu fark ettim: Kıyamet, sadece bir sona yaklaşmak değil, aynı zamanda o sona yaklaşırken bir başlangıcı da görmek. Kıyamete yakın döneme ne denir sorusunun cevabı da, her şeyin sonunda aslında her şeyin başladığı bir dönem olduğunu anlamaktı. O an, bir tür arayış içindeydim. Kıyamet, hayatımda birçok kez gelmişti ama her zaman onun arkasında yeniden doğan bir şey vardı. Kıyamet, bir son değildir. Kıyamet, belki de sadece yeni bir yolculuğun başlangıcıdır.

Bir son, geride bırakılanlar değil, belki de geleceğe doğru bir adım atmanın habercisidir. Bu düşüncelerle, Kayseri sokaklarında yürürken bir kez daha fark ettim: Kıyamet, her şeyin bitişi değil, yeni bir şeyin başlangıcıydı. Ve o başlangıç, beni yeniden doğuracaktı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort deneme bonusu veren siteler
Sitemap
grandoperabet resmi sitesitulipbetgiris.org