Onay İhtiyacı Ne Demek?
Hayatımda bir dönüm noktasına geldiğimde, Kayseri’nin o soğuk sabahlarından birinde, bu sorunun cevabını bulmaya başladım. Hava biraz puslu, karanlık bir sabahın erken saatleriydi. O sabah, içimdeki o tuhaf boşluğu hissediyordum. Düşüncelerim dağınıktı. Bir şeyin eksik olduğunu biliyordum ama ne olduğunu bir türlü çözemedim. Dışarıdan bakıldığında her şey normaldi; fakat ruhumda bir huzursuzluk vardı. Aniden, bir soru belirdi aklımda: “Onay ihtiyacı ne demek?”
İçimdeki Boşluk
Sabahları genellikle erken uyanırım. Yatakta uzun süre dönerim, gözlerim hala uykuya alışıkken, her şeyden biraz daha uzak olmayı tercih ederim. Ama o sabah farklıydı. Bir şekilde, içimde bir şeyler çatırdamaya başlamıştı. Hani bazen deriz ya, “Bir şey eksik ama ne?” İşte o halin tam içindeydim. Çevremdeki herkes beni sever, sayar; ama bir şeyler eksikti.
Kendimi, insanların beklentilerini yerine getirmek için çırpınırken buluyordum. Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken bile, başkalarının gözlerindeki memnuniyet arayışı içimi kemiriyordu. Her zaman, hep doğruyu yapmaya çalışan, herkese yardımcı olmaya çalışan, sürekli bir şekilde sevilmeye, onaylanmaya çalışan biriydim. Ama bir sabah, o kadar yorulmuştum ki… İhtiyacım olan şeyin, başkalarının onayı olmadığını fark ettim. O sabah, nehir gibi akan zamanın içinde bir adım geri attım ve sadece kendime sordum: “Benim onaya ihtiyacım var mı?”
Başkalarının Beklentileriyle Yaşamak
Onay ihtiyacı, başlangıçta basit bir şey gibi görünebilir. Belki de sadece başkalarının seni sevmesi, sana değer vermesi, yaptıklarını takdir etmesi gibi bir şeydir. Ama o sabah, bu ihtiyacın benim kimliğimi nasıl şekillendirdiğini daha net görmeye başladım. Aslında, ben yıllarca başkalarının bana verdiği onaylarla yaşıyordum. Ne zaman birileri bana “Aferin” dese, içimde bir huzur dalgası uyanıyordu. O huzur, bana var olduğumu hissettiriyordu. Ama ne yazık ki, ne kadar uğraşsam da bu onaylar geçici oldu. Sonra ne oldu? İçimdeki boşluk, tekrar büyümeye başladı.
Bir zamanlar, Kayseri’nin eski sokaklarında yürürken, bir yandan da kimseye borçlu hissetmemek için mükemmel olmaya çalışıyordum. İnsanlar bana “Harika birisin!” dediğinde, kendimi anca o zaman değerli hissediyordum. Ama bir süre sonra, dışarıdan gelen bu takdirler, içimdeki karanlıkla örtüşmeye başladı. Her defasında daha çok onay almaya çalışırken, bir yandan da kendimi kaybediyordum.
Yalnızlık ve Gerçek Onay
Bir akşam, eski bir arkadaşım aradı. Uzun zamandır görüşmüyorduk, ama onun sesi bana hep rahatlatıcı gelirdi. Telefonu açtım, ve ilk kelimeleri şu şekilde oldu: “Ne haber, uzun zamandır seni görmüyorum. Sonra bir baktım, Instagram’da sürekli başarılarını paylaşıyorsun, ama bu kadar mükemmel olmak zorunda değilsin.”
İlk başta, söylediklerini anlamadım. Hani dedim ya, onay ihtiyacı bazen ne kadar içi boş bir şey haline gelir? İşte o an, arkadaşımın bu basit ama derin sözleri kafamı karıştırdı. O an hissettiğim yalnızlık, sadece fiziksel değildi. İçsel bir yalnızlık vardı; onay almak için uğraşırken, kendi kimliğimi nasıl kaybettiğimi, ne kadar tükenmiş olduğumu fark ettim. O anda, insanların görüşlerinden daha değerli olanın kendi içsel huzurum olduğunu anlamaya başladım.
Gerçekten “onay” almak, başkalarının takdirini kazanmak mıydı? Ya da asıl olan, kendi içimde bu onayı kendime verebilmek miydi?
Onay İhtiyacı ve Duygusal Boşluk
Bir gün, Kayseri’nin sakin bir kafesinde otururken, bu soruyu daha derinlemesine düşündüm. Onay ihtiyacı, içsel boşluğu doyurmak gibi bir şey miydi? Gerçekten bir insanın başkalarına onay için ne kadar bağımlı olduğunu, ancak sonunda bu ihtiyacın ne kadar zararlı olduğunu fark etmek beni sarsmıştı. Sonunda şunu fark ettim: Onay almak, dışarıdan gelen bir onayın geçici bir rahatlık sunduğu doğruydu, ama asıl ihtiyacım olan şey içsel huzurdu.
Bir şekilde, hepimizin, kimliğini bulmak için başkalarının görüşlerine bağımlı kalmaması gerektiğini düşündüm. Bunu görmek, bir tür aydınlanma gibi hissettirdi. Onay ihtiyacı, aslında hepimizin ruhunda bir boşluk yaratıyordu. Ve ben, bu boşluğu ancak kendi içsel gücümle doldurabilirdim.
İçsel Onay ve Sonunda Huzur
O gece, Kayseri’nin uzaktan gelen sokak gürültüsü arasında, bir an kendimi huzurlu hissettim. İçsel bir dinginlik vardı. Artık başkalarından onay almak için kendimi zorlamıyordum. Kendi değerimi başkalarının sözleriyle ölçmek yerine, kendi içimde bu onayı bulmuştum. Geçmişte hep onay almak için mücadele ederken, şimdi içimdeki sesin doğruyu söylediğini biliyordum.
O günden sonra, her şey değişti. Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken, artık insanların ne düşündüğüne o kadar takılmıyordum. İçsel gücümü bulmak, onay ihtiyacımın önüne geçti. İçsel huzurum, başkalarının bakışlarından bağımsız hale geldi. Benim için onay, başkalarından değil, kendimden gelen bir onaydı.
Ve bu, bana hayatımda ilk kez gerçek huzuru getirdi. Onay ihtiyacı ne demekti? Bir zamanlar aradığım şeyin, başkalarından onay almak olduğunu düşündüm. Ama şimdi, o ihtiyacın gerçekte kendi içimde olduğunu biliyorum.