Zaza Kürt mü? Sorusu Üzerine Bir İzmirlinin Kahve Masası Macerası
İzmir’de yaşayıp da bir kahve masasında hayatın bütün büyük meselelerini çözmeye çalışan insanlardan biriyseniz, bazı sohbetlerin nasıl başladığını bilirsiniz. Önce “Bugün hava ne güzel” denir, sonra bir bakmışsınız konu ekonomiye, futbola, eski aşklara ve en sonunda da “Peki ama Zaza Kürt mü?” sorusuna gelmiş.
Benim arkadaş grubumda da durum pek farklı değil. 25 yaşındayım, İzmir’in o biraz rahat, biraz da “hallederiz ya” havasını taşıyan gençlerinden biriyim. Dışarıdan bakınca sürekli espri yapan, her şeye bir şaka bulan kişi gibi görünürüm. Ama işin komik tarafı şu: Eve gidince aynı konuları kafamda üç tur daha konuşurum.
Arkadaşım geçen gün kahvesini karıştırırken bana döndü:
“Abi, Zazalar Kürt mü değil mi?”
Normalde cevabım hazır olmalıydı. Ama benim beynim hemen toplantıya başladı.
“Şimdi bunu nasıl anlatacağız? Beş dakikalık cevap mı vereceğiz, yoksa tarih kitabının içindekiler bölümüne mi gireceğiz?”
İşte böyle anlarda hem gülüp hem düşünmeye başlıyorum. Çünkü bazı konular vardır; sadece bilgiyle değil, anlayışla da yaklaşmak gerekir.
Zaza Kürt mü? Sorusu Neden Bu Kadar Çok Soruluyor?
Öncelikle şunu söylemek gerekir: “Zaza Kürt mü?” sorusu, uzun zamandır farklı çevrelerde tartışılan kültürel ve kimlik temelli bir konudur. Bu sorunun tek cümlelik cevabı olmadığını söyleyen birçok insan vardır. Çünkü kimlik dediğimiz şey sadece dil, sadece tarih veya sadece coğrafyadan oluşmaz.
Bir insanın kendini nasıl tanımladığı; ailesinden aldığı kültür, konuştuğu dil, yaşadığı çevre ve kişisel tercihiyle şekillenebilir.
Mesela bizim mahallede biri “Ben şu kökenden geliyorum” dediğinde hemen herkes kendi hikâyesini anlatmaya başlar. Çünkü Türkiye’de neredeyse herkesin ailesinde farklı şehirlerden, farklı kültürlerden gelen bir hikâye vardır.
Bir gün arkadaş ortamında biri şöyle dedi:
“Benim ailede herkes farklı şehirden. Ben şimdi neyim?”
Ben de dedim ki:
“Sen önce hangi takımın taraftarı olduğunu çöz, gerisini sonra hallederiz.”
Herkes güldü ama aslında mesele ciddi bir yere dokunuyordu. İnsanların kimliği bazen tek bir etikete sığmayabilir.
Zaza Kimliği, Dil ve Kültür Meselesi
Zazalar, ağırlıklı olarak Türkiye’nin doğu bölgelerinde yaşayan bir topluluktur. Zazaca, Hint-Avrupa dil ailesinin İranî dilleri grubunda yer alan bir dildir. Zaza kültürü; kendine özgü dil özellikleri, sözlü anlatıları, müzikleri ve gelenekleriyle zengin bir yapıya sahiptir.
Buradaki önemli nokta şudur: Bir topluluğun başka bir toplulukla dil veya tarih açısından yakınlığı olması, herkesin kendisini aynı şekilde tanımladığı anlamına gelmez.
Bazı Zazalar kendisini Kürt kimliği içinde görürken, bazıları Zaza kimliğini ayrı bir kimlik olarak ifade eder. Bazı insanlar için ise bu iki tanımlama birbiriyle çelişmez.
Bunu günlük hayattan bir örnekle anlatmak gerekirse, İzmir’de yaşayan birinin hem “İzmirliyim” hem de “Karadenizliyim” demesi gibi düşünebiliriz. İnsanların birden fazla aidiyet hissi olabilir.
Benim kafam bazen bu konularda şöyle çalışıyor:
“Acaba insanları kutulara koymaya çalışırken kutuların kendisinden daha karmaşık olduğumuzu unutuyor muyuz?”
Sonra kendime gülüyorum.
Çünkü bazen sabah kahvaltıda hangi peyniri yiyeceğine karar veremeyen ben, akşam dünyadaki kimlik meselelerini çözmeye çalışıyorum.
Arkadaş Masasında Zaza Meselesi Açılırsa Ne Olur?
Bizim arkadaş grubu biraz karışıktır. Birinin fikri diğerini hemen harekete geçirir. Sakin başlayan sohbetler bazen küçük bir televizyon tartışmasına dönüşebilir.
Bir akşam Alsancak taraflarında oturmuşuz. Çaylar geliyor, herkes rahat.
Arkadaşım:
“Bence herkes kendini nasıl hissediyorsa odur.”
Diğeri:
“Ama tarih ve dil de önemli.”
Ben:
“Arkadaşlar önce şu patates kızartmasını paylaşalım, sonra medeniyet tartışmasına geçelim.”
Çünkü Türk insanının güzel özelliklerinden biri de budur. En büyük meseleleri bile masada yemek eşliğinde konuşabiliriz.
Ama bazen bu konuşmaların içinde dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır: İnsanların kendi kimlikleriyle ilgili söylediklerine saygı göstermek.
Birinin kendini nasıl tanımladığı, onun kişisel deneyiminin bir parçasıdır.
Zaza Kürt mü? Sorusu Bir Yarışma Değil
Bazı tartışmalarda insanlar farkında olmadan kimlik konularını bir yarışmaya çevirebiliyor.
Sanki biri kazanacak, biri kaybedecek gibi.
Oysa kültürler futbol maçı değildir. Bir tarafın varlığı diğer tarafın yok olması anlamına gelmez.
Bunu anlatırken hep aklıma İzmir’deki sokaklar gelir. Aynı mahallede farklı şehirlerden gelen insanlar yaşar. Aynı kafede farklı hikâyeler buluşur. Aynı masada farklı düşünceler olabilir.
Ben bazen arkadaşlarıma şunu söylüyorum:
“İnsanları anlamaya çalışmak, onları bir etikete sığdırmaya çalışmaktan daha zor ama daha güzel.”
Tabii bunu söyledikten sonra genelde ciddi havayı bozmak için eklerim:
“Bu arada hesabı kim ödüyor, onu da kimlik araştırması kadar detaylı inceleyelim.”
Çünkü mizah biraz da gerginliği azaltmak için vardır.
Kendimle Dalga Geçtiğim Anlar
Benim en büyük huylarımdan biri, bazı konuları fazla düşünmek. Arkadaşlarım bunu bilir.
Bir olay olur, herkes unutmuştur. Ben üç gün sonra hâlâ mutfakta bardak doldururken düşünürüm.
“Acaba o gün söylediğim cümle yanlış mı anlaşıldı?”
Bazen beynimin içinde küçük bir toplantı yapılıyor gibi hissediyorum.
Bir tarafım:
“Boş ver, hayat devam ediyor.”
Diğer tarafım:
“Hayır, o konuşmayı tekrar analiz etmeliyiz.”
Ortadaki ben:
“Önce kahvemi içeyim.”
Kimlik, kültür ve toplum gibi konular da böyle. Ne kadar konuşsak da yeni bir ayrıntı çıkar. Çünkü insan hayatı basit bir tanım kitabından daha geniştir.
Kimlik Konularında Daha Çok Dinlemek Gerekmez mi?
Bence bu tür konularda en değerli şeylerden biri dinlemeyi bilmektir.
Bir insanın ailesinden öğrendiği kültür, çocukluğunda duyduğu kelimeler, evinde dinlediği müzikler onun dünyasını oluşturur.
Bazen internette veya sosyal medyada insanlar birkaç cümleyle çok büyük meseleleri çözmeye çalışıyor.
Birisi bir şey söylüyor.
Başka biri hemen cevap veriyor.
Sonra herkes daha yüksek sesle konuşmaya başlıyor.
Ama gerçek hayatta insanlar sadece yorumlardan ibaret değildir.
Bir kişinin hikâyesini dinlediğinizde birçok şey daha anlamlı hale gelir.
Mesela bir Zaza ailenin içinde büyüyen biri için Zazaca sadece bir dil olmayabilir. Çocukluk anıları, aile büyükleri, bayramlar, ev sohbetleri olabilir.
Başka biri için ise Zazalık ve Kürtlük farklı şekillerde anlam kazanabilir.
Bu yüzden “Zaza Kürt mü?” sorusuna yaklaşırken insanların kendilerini nasıl ifade ettiğini anlamak önemlidir.
İzmir’den Bakınca Kültürlerin Renkli Tarafı
İzmir biraz ilginç bir şehirdir. Burada yürürken farklı hikâyelerle karşılaşırsınız.
Bir sokakta Ege müziği duyarsınız, başka bir yerde doğudan gelen bir ailenin sohbetine denk gelirsiniz. Bir kafede herkes farklı bir geçmişten gelir ama aynı masada kahve içer.
Belki de şehrin güzelliği burada.
Farklılıkların aynı yerde bulunabilmesi.
Ben arkadaşlarımla otururken bazen düşünüyorum:
“İnsanların birbirinden farklı olması aslında hayatı daha ilginç yapıyor.”
Eğer herkes aynı düşünseydi, sohbetler çok sıkıcı olurdu.
Düşünsenize, herkes aynı yemeği seviyor, aynı filmi beğeniyor, aynı cümleyi kuruyor.
Birkaç gün sonra dünya dev bir kopyalama makinesine dönerdi.
Bence biraz farklılık iyidir.
Zaza Kürt mü? Sorusuna Dengeli Bir Bakış
Sonuç olarak Zaza kimliği konusu; dil, tarih, kültür ve kişisel aidiyet gibi birçok unsurun birleştiği geniş bir alandır. Bazı Zazalar kendilerini Kürt kimliği içinde tanımlarken, bazıları Zaza kimliğini ayrı bir kimlik olarak görür. Bu farklı yaklaşımlar, konunun ne kadar çok boyutlu olduğunu gösterir.
Önemli olan insanların kendi kimliklerini ifade etme biçimlerine saygı göstermektir.
Çünkü hepimizin hayatında bizi biz yapan birçok parça vardır.
Benim için mesele biraz da şuna benziyor:
Bir insanı sadece tek bir kelimeyle anlatmaya çalışmak, koca bir kitabı sadece kapağına bakarak değerlendirmek gibidir.
Kapağı önemlidir ama kitabın içinde çok daha fazlası vardır.
Belki de biraz daha fazla dinlesek, biraz daha az bağırıp biraz daha fazla konuşsak birçok konuyu daha güzel anlayacağız.
Sonuçta hepimiz aynı şehirlerde yürüyen, aynı kafelerde oturan, aynı hayatın içinde farklı hikâyeler taşıyan insanlarız.
Ve bazen en büyük cevap, karşı tarafın cümlesini bitirmesine izin vermektir.
Tabii bunu söyledikten sonra yine klasik İzmirli refleksim devreye giriyor:
“Tamam, güzel konuştuk da şimdi kim çay söyleyecek?”
Çünkü hayat ne kadar derin olursa olsun, bazen küçük mutlulukları da unutmamak gerekiyor.
“Zaza Kürt mu” konusunu beğendiyseniz Kaskcenter sayfamızdaki diğer makalelerimize de göz atmanızı öneririz.